Yonca (Medicago sativa L.)

Yurdumuzda adi yonca veya kısaca yonca olarak tanınan bu bitki, dünyada en çok yetiştirilen yem bitkisidir. Yem bitkilerinin kraliçesi olarak adlandırılan yonca, tarımı yapılan hemen tüm yem bitkilerinden daha yüksek bir yem değerine sahiptir. Birim alana protein verimi de yüksek olan yoncanın kuru ve yeşil otu her türlü hayvan için lezzetli ve besleyicidir.

Otu kurutularak hayvanlara yedirildiği gibi, silo ve pelet yemi olarak da kullanılabilir. Yonca, yeşil gübre veya toprak ıslah edici bitki olarak ekilebilir. Köklerinin çok derinlere kadar inmesi nedeniyle derinlerdeki su ve bitki besin maddelerinden kolayca yararlanabilir. Diğer bir çok bitkinin yararlanmadığı bitki besin maddelerini üst katmanlara taşır. Kendisinden sonra ekilen yüzlek köklü bitkiler için organik madde ve azotça zengin iyi bir tarla toprağı bırakır. Yonca, köklerindeki yumrucuklar ile toprağa fazla miktarda azot biriktirme özelliğine sahip bir bitkidir.

 1.1. Toprak ve İklim İstekleri

 Yonca, toprak yönünden fazla seçici değildir. Ancak derin, verimli, sulanabilir, iyi drenajlı ve nötr topraklarda iyi gelişir. Çok ağır ve çakıllı topraklarda gelişmesi yavaşlar. Toprak derinliği kıraç koşullarda önemlidir. Yüzeylerdeki geçirgen olmayan tabakalar gelişmesini engeller. Su göllenmesine karşı fazla toleranslı değildir.

Bitkinin dormant ve sıcaklığın düşük olduğu devrelerde 10-20 günlük su toplanmaları bitkiye fazla zarar yapmaz. Ancak, büyüme döneminde ve yüksek sıcaklıklarda birkaç günlük su göllenmeleri bile büyük zararlara neden olabilir.

Toprakta taban suyu seviyesi 150-200 cm’den yukarı olmamalıdır. Yüksek taban suyu bitkinin ömrünü kısaltır.

Yonca çok asitli topraklarda iyi gelişemez. Bu alanlarda kireçlenme yapılması gereklidir. Hafif alkaliliğe daha toleranslıdır. Ancak fazla alkali topraklarda da iyi gelişemez, ideal pH 7 olarak kabul edilir.

Kültürü yapılan yonca türleri serin mevsim yem bitkileridir. Çeşitler arasında iklim istekleri yönünden bazı farklılıklar bulunmakla birlikte, yoncalar genellikle ılık ve nemli yerlerde iyi gelişirler. Örneğin adi yonca için optimum yetişme sıcaklılığı 25/15 0C (gündüz/gece) kabul edilir. 30 0C’nin üzerindeki sıcaklarda büyüme yavaşlar. Daha düşük sıcaklarda büyüme yavaşlar, Çiçeklenme gecikir. Çok sıcak havalarda bitkiler erken generatif devreye geçerler.

Yonca kurağa dayanıklıdır. Yarı kurak koşullara iyi uyum göstermekte ve yıllık yağışı 350-450 mm kadar olan alanlarda sulanmadan yetişebilmektedir. Bu bölgelerde yonca, kuru yaz aylarını dormant halde geçirir ve genellikle 1-2 biçim verir.

1.2. Ekim, Bakımı ve Hasat İşlemleri

Yonca tohumlarının küçük olması nedeniyle, yonca ekilecek tarla çok iyi hazırlanmalıdır. Ekim yatağı sert, yabancı otlardan temizlenmiş olmalı ve toprağın birkaç cm derinliğinde nem bulunmalıdır. Bu nedenle derince sürülen toprak birkaç kez diskaro veya tırmık çekilerek iyice ufalanmalıdır. Ağır topraklarda yüzeyin çok uflanmamasına dikkat edilmelidir. Aksi halde ekimden sonra gelecek yağmurlar kaymak bağlamaya ve çıkışın zayıflamasına neden olabilir.

Yonca tohumu oldukça küçüktür 1 kg yoncada, yaklaşık 465.000 tohum bulunur. İyi bir yonca tarlasının her m2 ‘sinde ortalama 200 bitki bulunduğu göz önüne alınırsa 1 da alan için 400-500 gr tohumun yeterli olabileceği hesaplanabilir. Ancak çimlenme ve sürme kayıpları ile fidelerdeki ölümler göz önüne alınırsa ekim oranının artırılması gerektiği de kolayca anlaşılabilir. Genel olarak 1 kg /da tohumun ekim için yeterli olduğu kabul edilebilir. ABD ve Kanada ‘nın bir çok yöresinde 1-1.5 kg/da ekim oranı yaygındır. Yurdumuzda bu ekim oranı ile yapılan ekimlerden çok iyi bir bitki örtüsü elde edilmektedir. Bazı yörelerimizde serpme ekim yapılmakta ve dekara 4-5 kg tohum atılmaktadır. Bu ekimlerde ekim yatağının iyi hazırlanması ve ekim derinliğinin ayarlanamaması yüzünden atılan tohumların çok azı çıkabilmektedir. Atılan her tohum çıksa bile fideler kısa sürede seyrekleşmektedir. Bu nedenle ekimde fazla tohum kullanmanın fazla bir yararı görülmemektedir.

Yonca ekiminde seyrek çıkışın veya tarlada yer yer boşluklar kalmasının en önemli nedenlerden birisi, ekim derinliğinin iyi ayarlanmamasıdır. Tohumların küçük olması nedeniyle içerisinde yedek besin maddesi azdır. Derine ekilen tohumlar çimlendikten sonra toprak yüzeyine ulaşamazlar. Çıkabilen fideler çok zayıf olarak gelişirler. Bu nedenle yoncanın ekim derinliği 1.5 cm‘yi geçmemelidir. Ağır topraklarda daha yüzlek, hafif topraklarda biraz daha derin ekim yapılabilir.

Orta Anadolu ve geçit bölgelerimizde, yonca Ağustos sonu- Eylül başı döneminde ekilebilir. Bu bölgelerde sulanarak tava getirilen tarlaya ekilen yonca kışa kadar iyi bir şekilde gelişir ve soğuklardan zarar görmez. Kışları ılıman geçen yerlerde yonca sonbaharda ekilebilir. Zeytin, incir ve turunçgil tarımı yapılan bölgelerde yonca fideleri kıştan zarar görmemektedir. Bu bölgelerde yonca Ekim ve Kasım ayı içerisinde ekilirse fideler fazla gelişmekte ve kışa kuvvetli bir şekilde girmektedir. Ertesi ilkbaharda fazla büyümeye başlayan bitkiler ilk yılında verimine kavuşmaktadır.

Yonca tarımında, bölgeye önerilen çeşitlerin ekimi ile maksimum verimi ve ekonomik gelir elde edilebilir. Bu nedenle ekilecek yonca çeşidinin iyi belirlenmesi gerekir. Yurdumuzun orta Anadolu ve geçit bölgelerinden Kayseri yoncasının tarımı yapılmaktır. Kayser yoncası soğuğa oldukça dayanıklı, dik büyüyen biçimden sonra yavaş gelişen populasyon karakterinde bir çeşittir. Bu çeşittin tohumları bölgede yaygın olarak kullanılmaktadır. Doğu Anadolu da ise soğuğa çok dayanıklı, yarı dik gelişen şark yoncası veya Muş yoncası olarak adlandırılan yonca çeşidi yaygındır. Orta Anadolu ve geçit bölgelerimiz için son yıllarda geliştirilen Bilensoy-82 çeşidi Kayseri yoncasından biraz daha verimli ve hastalıklara daha dayanıklıdır. Kışlar ılık geçen kıyı şeridi ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde, soğuğa dayanıklı olmayan ancak hızla gelişen, biçim sayısı fazla, verimi yüksek Peru, Mesa-sirsa, Moapa gibi çeşitler kullanılmaktadır. Bu çeşitlerin tohumları çeşitli kurumlar tarafından üretilerek çiftçilere ulaştırılmaktadır. Son yıllarda İç Anadolu ve kıyı bölgelerimize uygun değişik yonca varyeteleri çeşitli tohumculuk firmaları tarafından ithal edilerek satışa sunulmaktır.

Ekimde kullanılacak yonca tohumluluğunun saf ve biyolojik değeri yüksek, yabancı ot tohumlarından arınmış olması gerekir. Özellikle küsküt tohumlarının bulunmamasına özen gösterilmelidir. Kuru ve temiz yerde depolanan yonca tohumluluğu çimlenme gücünü çok uzun yıllar koruyabilir. Örneğin, Ankara koşullarında üretilen ve depolanan yonca tohumu 20 yıl kadar canlılığını koruduğu saptanmıştır. Kuzey Dakota’da normal oda sıcaklılığında 45 yıl depolanan yonca tohumlarının % 50’sinin çimlendiği görülmüştür. Görüldüğü gibi normal depo şartlarında bile canlılığını uzun süre koruyabilmektedir. Bu nedenle temiz yonca tohumluğu uzun süre ekim amacıyla kullanılabilir. Ancak kötü koşullarda saklanan yonca tohumlarının biyolojik değeri hızla düşer tohumlar küflenir ve renkleri matlaşır.

Yonca çeşitli yöntemler ile ekilebilir. Bunlardan en ilkeli el veya makine ile serperek ekimdir. Bu ekim yönteminde tohum israf olacağı gibi çıkışta düzenli olmaz. Yağışlı bölgelerde ve devamlı yağış alan yörelerde toprak yüzeyi nemli kaldığından serpme ekim başarılı sonuçlar verebilir. Ancak yonca tarımında en iyi ekim yöntemi sıraya ekimdir. Yurdumuzun bir çok yöresinde olduğu gibi küçük parsellere tahta tırmıklar ile belirli aralıkla çizgiler açmak tohumu bu çizgilere attıktan sonra kapatmak iyi bir ekim yöntemidir. Geniş alanlarda ise özel ekim imkanları ile az miktarda tohum yüzlek ve düzenli bir şekilde ekilebilir. Ancak, özel ekim imkanları yurdumuzda fazla miktarda bulunmadığından tahıl ekim makinaları yonca ekiminde kullanılmaktadır dikkatli bir şekilde ayarlanan tahıl mibzerleri ile düzenli bir ekim yapılabilir. Yoncanın mibzer veya tırmıkla sıraya ekiminde sıralar arası 15-20 cm olmalıdır. Kıraçta ise sıra arası 30-60 cm ’ye kadar çıkarılmalıdır. Çok hafif ve havalı topraklarda ekimden sonra çeşitli aletler örneğin merdane ile toprağın bastırılması gerekir. Aksi halde çıkış düzensizlikleri ve tarlada boşluklar görülebilir.

Yonca topraktan fazla miktarda besin maddesi kaldıran bir bitkidir. Yapılan hesaplamalara göre 2 ton/da yonca kuru otu ile 55 kg K, 39 kg Ca, 6.6 kg Mg, 5.8 kg P, 5.5 kg S kaldırılmaktadır. Yonca etkili bakteri kültürü ile aşılanmış veya toprakta doğal olarak bakteriler bulunuyorsa bitki köklerinde bol miktarda yumrucuklar (nodoziteler) oluşur. Yumrucuklarda yaşayan bakteriler gerekli enerjiyi bitkiden alarak havanın serbest azotunu azotlu bileşiklere dönüştürür. Bu nedenle yonca, azotlu gübreye fazla miktarda ihtiyaç duymaz. Ekimde sadece yumrucuk oluşumu öncesinde kullanılmak üzere az miktarda azotlu gübre verilmelidir. Bu dönemde uygulanacak fazla azot, yumrucuk oluşumunu engeller. Genellikle iyi yumrucuk oluşturmuş bir yoncaya azotlu gübrelemenin fazla bir etkisinin olmadığı kabul edilir. Fosfor fide gelişmesi için gerekli bir elementtir. Fosforlu gübrenin mineralizasyonu yavaş olduğundan serpme fosforlu gübre uygulamaları verimi fazla artırmamaktadır. Ekim öncesinde veya ekimde yapılacak iyi fosforlu gübre uygulaması, verimi uzun yıllar olumlu yönde etkilemektedir. Yapılan araştırmalara göre sulanabilir koşullarda ekimle birlikte yoncaya 2-5 kg/da N ve 10-15 kg/da P2O5 verilmesi yeterlidir.

Potasyumlu gübreler yonca üretiminde önemlidir. Yurdumuzun birçok yöresinde K’lu gübrelere ihtiyaç olmadığı bildirilmektedir.

Yonca toprak asitliğine karşı çok hassas bir bitkidir. En uygun toprak pH’sı 6.5-7.5 dir. PH 6.0’nın altına indiği zaman verim çok azalır. Bu nedenle asit topraklarda kireçleme yapılması gerekir. Kireç içerisinde bulunan bol miktarda Ca yoncayı olumlu yönde etkiler. Toprak çok asit karekterde ise kireçleme ekimden birkaç ay önce yapılmalıdır. Uygulamanın başarısı yağış miktarına, toprakla karışma düzeyine, parça iriliğine bağlıdır.

Diğer bazı besin maddeleri, örneğin S, B ve Mo yonca tarımında önem kazanabilir. Ancak bunların eksikliklerine çok az rastlanır.

Ekimden sonra yonca tarlasında en önemli bakım işlerinden birisi, yabancı ot savaşıdır. Yonca fidelerinin zayıf olmaları nedeniyle, otlarla kaplı bir alanda gelişemezler. Küçük parsellerde yabancı otlar çapalanarak temizlenebilir. Ancak, geniş alanlarda çapa ile ot mücadelesi zor ve masraflıdır. Böyle tarlalarda yoncanın ilk biçimi erken yapılmalıdır. Biçimden sonra gelişen yonca otları bastırır. İkinci yıldan itibaren yabancı ot, sadece ilk biçimlerde zararlı olabilir. Genel olarak iyi bir yoncalık ota boğulmaz. Ancak taban suyunun yüksekliği, su baskını ve kötü kullanım yüzünden yonca seyrekleşmeye başladığında tarlada yabancı otlar çoğalır. Yabancı otların aşırı derecede çoğaldığı yoncalıklar sürülerek başka bitkiler ekilmelidir.

Yoncalık, salma veya yağmurlama yöntemi ile sulanabilir. Tarlanın düzeltilmesi gerekmeden, geniş alanlarda yağmurlama sulama başarı ile uygulanabilir. Ancak, yağmurlama tesisini kurmak masraflı olabilir. Salma sulama yönteminde suyun dengeli dağılımı için, tarlanın tesviyeli olması gerekir. Ekim dönemi genellikle yağışlı olduğu için sulamaya gerek duyulmaz. Eğer yağmurlama tesisi varsa, yonca çıkınca sulamaya başlanabilir. Yonca fideleri iyice kuvvetlenmeden salma sulama yapılmamalıdır. Yoncanın su ihtiyacı, toprak ve iklim koşullarına göre değişir. Genel olarak yoncayı biçimden bir hafta önce ve bir hafta sonra olmak üzere her biçimde iki kez sulamak yeterli olabilir. Suyun kısıtlı olduğu yerlerde yoncayı biçimden sonra bir kez sulamak yeterli olabilir.

Yüksek verim ve kaliteli ot ürünü alabilmek için yoncada biçim, toplama ve depolama işlemlerine çok dikkat edilmesi gerekir. Yonca kök tacındaki gözlerden bol sürgün verir. Bu sürgünler 50-150 cm’ye kadar boylanır ve sırası ile vejetatif, tomurcuklanma, çiçeklenme ve meyve bağlama devreleri geçirir. Bu devreler boyunca verim ve kalite özellikleri değişir. Örneğin kuru madde oranı ve verim gelişme devreleri boyunca artarken, protein oranı ve sindirilme değeri giderek azalır. Devreler ilerledikçe yaprak oranı düşerken, sap oranı artar. Biçim devresi, verim ve kalite birlikte düşünülerek dikkatlice ayarlanmalıdır. Çiçeklenme başlangıç dönemi (1/10 çiçeklenme)genel olarak ideal biçim dönemi olarak kabul edilir. Bu dönemde sap ve yaprakların verime katkısı %50-%50 oranındadır. Biçim geciktirilirse yaprak oranı azalırken sapın katkısı çok artar.

Biçim zamanında yonca %70-80 nem içerir. Otun emniyetli bir şekilde kurutulması için nem oranının %20-25 ‘e indirilmesi gerekir. Eğer fazla nem ile depolanırsa kızışma ve küflene görülür.

Yurdumuzun birçok yöresinde yonca 20-30 yıl yaşarsa da normal bir yoncalığın ekonomik ömrü 5-7 yıl kabul edilir. İkinci ve üçüncü yıllarda verim yüksektir. Belirli bir yaştan sonra yoncalık zayıflamaya başlar ve yabancı otlar çoğalır. Bu nedenle, yoncalık bu dönemlerde sürülmeli ve yerine başka bitkiler ekilmelidir.